18 03 2010

ney

NEY’İN ESRARI Benim bu benliğim benden değil O Şâh’dan olmuştur Sudaki Ayı gör dikkatle bak ki mâh’dan olmuştur. Ney, Farsça’daki Nây kelimesinin muhaffefidir (1), Muhammed isminin Mehmed olarak söylenmesi gibi, tevâzu, daha isminde başlar ki Ney bütünüyle tevazuun, alçak gönüllülüğün sembolü olmuştur. Nây kelimesi Farsça’da olumsuzluk anlamı bildiren ‘yok’ manasına gelir. Bu yönüyle hem kelime ve hem de Sûfi ıstılahındaki karşılığı anlamca mütenâsip düşmüştür. Fenâ erbâbı da kendi varlıklarından soyunup, bütünüyle yok oldukları için onlara ‘Nây’ denilmiştir . "Kendini yok bil, kemâl ancak budur, O'nda yok ol, kavuşmak işte budur!.." Fenâ makamları, farklı mertebelerde değişik özellikler taşır. Halkın fenâsı, Zühd ehlinin fenâsı, Aşıkların fenâsı, ehl-i hakikatin fenâsı başka başkadır. Bazısı dünya lezzetlerini yok sayıp ahiretin yüksek derecelerini ister, bazısı dünya ve ahiret nimetlerini yok sayıp yalnız Allah ile olmak ister. Hakikât ehlinin fenâsı ise, fenâ fiilleri, sıfatları ve özünü gerçek mahbûbun fiilleri, sıfatları ve zâtında yok etmektir. İnsani hevesler, lezzetler ve nefsin istekleri bütünüyle yok olmalı ki ilahi varlık denizine dalıp ‘Allahın ahlakı ile ahlaklanınız’ emr-ü fermânı’nın sırrına mazhâr olunabilsin. Sâlik için fenafillah makamı Cenâb-ı Rabbul aleminin bir ihsanıdır, bir lutf-i ilahidir ki Zât-ı Hakiki’nin muhabbeti taşmadıkça bu devlete ulaşmak muhâldir. 'Allah birşeyi istemedikçe siz ist... Devamı

16 03 2010

SEVGİLİN ÖLENLERDEN OLMASIN

SEVGİLİN ÖLENLERDEN OLMASIN Bir zamanlar adamın biri derdinden ağlayıp sızlanıyormuş. Ünlü şeyhlerden Şibli onun halini görmüş, ağlamasının sebebini sormuş. İşte cevap: “Güzelliği canıma can katan, ömrümü arttıran bir sevgilim vardı. Geçenlerde öldü, şimdi ayrılığı beni de öldürüyor”. “Mademki sevgilinin hasretiyle yanıp tutuşuyorsun, demiş Şibli, o halde yeni bir sevgili bul kendine. Ama dikkat et, bu sefer âşık olduğun Sevgili ölenlerden olmasın.” Devamı

16 03 2010

Lâ ilâhe illallah Lâ ilâhe illallah

'Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammedin ve Ala Ali Seyyidina Muhammed!"' Lâ ilâhe illallah Lâ ilâhe illallah Lâ ilâhe illallah, Kelıme-i Tevhidinin anlamı; ‘’ALLAH’tan başka tapılacak kimse yoktur’’ anlamındadır İslam dininin temel kurallarından birisidir La ilahe illallah Muhammedün Rasulüllah demeyen (dil ile ikrar kalp ile tasdik etmeyen ) kimse Müslüman olamaz Lâ ilâhe illallah kelimei tevhidini Muhammedün Rasulüllah kelimesi tamamlar İkisi beraberdir Hz Muhammed kulu ve rasulüdür, (elçisidir) anlamındadır. Kelime-i Tevhîd kalplerin pasını siler ve nurlandırır Kelimei Tevhîd ile ALLAH ’ı zikir veALLAH ı zikir ile de kalplerin huzur ve rahatı hakkında birçok ayetler ve hadisler mevcuttur. ♥ "ALLAH-u Teala buyuruyor: LA İLAHE İLLALLAH benim kalemdir Bu kaleden içeri giren kişi benim azabımdan emin olur ♥ "'ALLAHı çokca zikreden erkekler ve 'ı çokca zikreden kadınlar; bunlar için bir bağışlama ve büyük bir ecir hazırlamıştır" (Ahzab Suresi - 35) ♥ ‘Dikkat edin, Kalpler ancak ’zikretmekle tatmin olur’ (Rad suresi 28) Müslümanın her fırsatta söylemesi gereken Kelime-i tevhidin fazileti, sevabı bereketi çoktur Yine Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: ♥ (La ilahe illallah diyen bela ve sıkıntılardan kurtulur) [Bezzar] ♥ ALLAH katında amellerin en kıymetlisi ‘Lâ ilâhe illallah’ demektir ♥ ALLAH’ı zikretmenin en faziletlisi ‘Lâ ilâhe illallah’ demektir ♥ ‘Lâ ilâhe illallah demek doksan dokuz belayı önler, bunların en hafifi de üzerinizdeki sıkıntının kalkmasıdır ♥ ‘Lâ ilâhe illallah&rsq... Devamı

16 03 2010

Işık Karanlıklarla Savaşarak Gerçek Derinliğine Ulaşır

Işık Karanlıklarla Savaşarak Gerçek Derinliğine Ulaşır   Işık,karanlıklarla savaşarak gerçek derinliğine ulaşır. Güzellik,çirkinlikler içinde daha bir belirgenleşir. Rahatı ;Gerçek derinlikleriyle ancak, Meşakkat görmüşler anlayabilir. Cenneti de sırat yaşamış, Sırat'tan geçmiş olanlar....   Devamı

14 03 2010

EL İHTİYAR- EL MASVİLİ İNDİR

Buradan İndiriniz Devamı

14 03 2010

HZ PEYGAMBERİN HAYATI (S.A.S)

Hz Muhammed’in(s.a.v.) Hayati Martin Lings Seslendiren: Mustafa Demirci Ceviren: Nazife Sisman Hz. Muhammed’in Hayatı çağdaş bir ’siret’tir. Çağdaş müslüman yazarın taşıması gereken sorumluluk bilinciyle kaleme alınan bu değerli eser, köklü bir araştımanın ürünü olması yanısıra, yazarının bir ‘edib’ oluşuyla kazandığı ayırıcı bir niteliğe sahiptir. Esere hakim olan üslup bir taraftan konusunun gerektirdiği yoğunluğu rahatça sürdürebilmektedir. Kitabın anlatım biçimiyle kazandığı bu edebi değer, Arapça ilk kaynakları esas almasıyla kazandığı ilmi değerle birleşince kendisini emsallerinden ayıran temel nitelik, iddialı bir tarzda ortaya çıkmaktadır. İngiliz asıllı müslüman yazar Martin Lings (Ebubekir Siraceddin) üç yılını verdiği bu değerli araştırmasıyla, ’siyer’ bilimiyle uğraşan ciddi çevrelerin haklı takdirlerine mazhar olmuş ve eseri ‘Siret Ödülü’ne layık görülmüştür. Türkçeye tercüme edilen birçok eseriyle taninan Ingiliz yazar Martin Lings’in “Hz. Muhammed’in Hayati” adli eseri, Insan Yayinlari tarafindan sesli kitap haline getirildi. Nazife Sisman’in Türkçeye tercüme ettigi, Mustafa Demirci’nin seslendirdigi eser, toplam 16 CD’den olusuyor. Bu VCD’ler MP3 haline getirilimiş. Her biri CD yaklaşık 8 tane dosya içeriyor ve 35 MB boyunda. Hz. Muhammed’i (S.A.V) en çok anlamaya ihtiyacımız olduğu şu günlerde dinlemek eminim pek çoklarımızı sevindirecek ve bilgilendirecektir. CD1 01 Allahin Evi 02 Bir Buyuk Kayip 03 Vadideki Kureys 04 Bir Kaybin Tekrar Bulunusu 05 Bir Ogul Kurban Etmeye Icilen And 06 Bir Peygamber Duyulan Ihtiyac 07 Fil Yili 08 Col CD2 01 Iki Kayip 02 Rahip... Devamı

13 03 2010

DOSTLUK

Eğer bir ruh beraberliğiyse dostluk, iki ruhu bir kılan nedir? Nedir bileşik kaplarda ki su seviyesinin sırrı? Demek, dost insanın ikinci kendisidir. Demek sevgi hiç ayırt etmez, sevenle sevilen aynı şeydir. Sevginin sözden fiile geçmesi midir yoksa dostluk? Gerçek sevgi bir insanınben sınırlarını aşıp,bir başka insanın hayatından da sorumlu olduğunu düşünmesi midir? Birbirlerini sevenler, birbirlerine duydukları sevgi nisbetinde diğerinin iyiliğini isterler diyen Aristo'dan, sevmek sevilen kişinin en iyi taraflarını desteklemek, keşfetmek ve teşvik etmek demektir' diyen Alain'e kadar birçok filozofun sevgiyi, sevilenin gelişiminden duyulan haz olarak algılanması bize yardımcı olabilir mi? Bu gelişimin faydacılıktan çok feragatle mümkün olacağını düşünmek bir anahtar verebilir mi elimize? Anahtar varsa,kapının arkasında yada önünde olmanın ne önemi var ? Bizim peygamber'i ısırmasın diye ayağını yılan deliğinin üstüne kapatan Ebu Bekir'imiz, suikasti haber alınca peygamberin yatağına yatan Ali'miz var. Son yudum suyu birbileri gönderip susuz şehit olan sahabilerimiz var. Bizim iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız , Sizden biriniz kendisi için sevdiğini, müslüman kardeşi için sevmedikçe (istemedikçe) gerçek mümin olamaz , size aranızda sevgiyi artıracak bir şey söyleyeyim mi, 'selamlaşınız' 'hediyeleşiniz' ki aranızda ki sevgi artsın diyen Peygamberimiz var! Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz diyen Yunus Emre miz, düşmanın attığı taştan değil, dostun attığı gülden incinen Hallacı Mansur'umuz var. ... Devamı

13 03 2010

BÖYLE BİR DOSTUNUZ VARMIYDI

BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU? * Kötü söz söylemezdi. * Affediciliği tabii idi, intikam almazdı. * Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi. * Kimseyle çekişmezdi. * Çok konuşmazdı. * Boş şeylerle uğraşmazdı. * Umanı umutsuzluğa düşürmezdi. * Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. * Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı. * Kimsenin kusurunu araştırmazdı. * Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi. * Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi. * Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi. * Her zaman ağırbaşlıydı. * Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı. *Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı. * Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü. * Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı. * Adımlarını geniş atar,yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi. * Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü. * Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi. * Dostlarına şöyle derdi dünya da garip bir kimse,yahut bir yolcu gibi ol. * Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu. * Adet üzere sarfedilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı. *Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı. * Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi. * Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı. * Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi. * Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı. * Sabahları evinden &c... Devamı

12 03 2010

ÜZÜLMEYE GEREK YOKMUŞ

yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktakibir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama,küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca,çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.. Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp: Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.Çocuk, ona dönerek: Gerçekten çok güzeller!. Diye doğuştan eksik. Bence önemli değil!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da imânı. Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü: Keşke imanımız eksik olacağına, idi. Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp: Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki? Çok basit!. dedi, adam. Eğer imanımız yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükafat görecekler...Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar,hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin? Çocuk, başını yanlara sallayıp:Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam m... Devamı

12 03 2010

BAYRAK

Devamı

04 03 2010

VAHİM

  Şok edici bir fotoğraf ve mühim sözler...                     Geçen haftaki yazımda, Eminönü Halk Eğitim Müdürlüğü binasında yapılacak olan konferansı duyurmuştum. O konferans gerçekleşti. Çok da mühim şeyler söylendi. Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi profesörlerinden 9 dil bilen Mehmet Bayraktar’ın, not alabildiğim bazı cümlelerini aktarmak isterim: “Dinlerarası Diyaloğu başlatan Vatikan gibi gözükse de, bunu esas isteyenler Yahudilerdir. Dinlerarası Diyalog yapması için Vatikan’a baskı da ABD’den geliyor. Dinlerarası Diyalog esas olarak 1892’de ABD’de başladı. Bu proje, ABD’deki büyük sermaye sahiplerinin finansı ile oluyor. Onların isteği, “İnsanlık dini” diye bir şey. Bu projede, ilâhîlik ve peygamber inancı yoktur. Onlara göre Kur’an’ı peygamber yazmıştır. En büyük hedefleri Kur’an’ı ortadan kaldırmaktır. Baksanıza Peygamberimiz’i küçük düşürücü karikatürler yapıyorlar. Buna rağmen Diyalogcular Peygamberimiz’e gerekli şekilde sahip çıkmıyorlar. Halbuki onlar (Hıristiyanlar) bize “Muhammedân” diyorlar. “Muhammed’e tapanlar” demektir. Hıristiyan kardinalleri arasında Yahudi olanlar var. Bunların hiçbiri papa olmadı ama papa seçildi, Papa Jan Pol bir Yahudi dönmesidir. Şimdiki papa da dönmedir. (Aslen Polonya yahudisi.) Dinlerarası Diyaloğun hedefi dünyada tek inanç ve tek din olmasıdır. Adı da dünya dini. Nitekim Dinlerarası Diyalog faaliyetini yürüten Vatikan’ın kendi kayıtlarında, Dinlerarası Diyaloğun ekümeniklik (dünya hükümranlığı) ve misyone... Devamı

04 03 2010

SEVGİYİ YÜKLEN

  Müşteri: Çok fazla teknik bilgim yok. SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor? Yetkili: İlk olarak KALBİM dosyasını açmanız lazım. Açtınız mı? Müşteri: Evet açıldı. Ancak şu anda GEÇMİŞ_ACILAR.EXE, DÜŞÜK_GÜVEN.EXE, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim? Yetkili: Problem değil. Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak GEÇMİŞ_ACILAR.EXE'yi silecektir. Gerçi bir süre geçici hafızada kalabilir ama artık diğer programları etkilemez. SEVGİ er veya geç DÜŞÜK_GÜVEN.EXE'yi silere YÜKSEK_GÜVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir. Ancak siz, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE'yi mutlaka kendiniz kapatmalısınız. Bu programlar SEVGİ'nin yüklenmesine engel olurlar. Onları kapatabilir misiniz lütfen? Müşteri: Tamam kapattım, SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı. Bu normal mi? Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece temel program. Üst sürümlerinin yüklenmesi için başka KALP'lerle bağlantı kurmanız gerekiyor. Müşteri: Haydaa... Daha şimdiden hata mesajı verdi. Ne yapmam gerekiyor? Yetkili: Mesaj ne diyor? Müşteri: Hata-412! Program iç sistemde çalışmıyor! Bu ne demek? Yetkili: Endişelenmeyin, bu çok rastlanan bir sorun, çözümü de var. Hata mesajı, SEVGİ programının başka kalplerde çalışmaya hazır olduğunu ancak sizin kalbinizde çalışmadığını söylüyor. Biraz karmaşık bir programcılık dili oldu galiba... Sade bir dille şöyle diyor: 'Programın başkalarını sevebilmesi için önce sizin kendi sisteminizi sevmeniz gerektiğini' söylüyor. Müşteri: Peki ne yapmam gerekiyor? ... Devamı

04 03 2010

MEKKE MEDİNE

  <_script /> var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); <_script /><_script /> var pageTracker = _gat._getTracker("UA-242197-26"); pageTracker._trackPageview(); <_script /><_script /><_script /> Devamı

02 03 2010

DOĞUM GÜNÜ

  Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan fırıncı,"Biraz bekleyeceksin hocam," dedi. "İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum." Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgahına yaklaşarak, "Ekmeklerimi alayım," dedi. "Benim ikizler acıkmıştır." Fırıncı, adamın kendesine uzattığı torbayı alarak tezgahın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört-beş tane çıkardı. Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgahın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu. Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum. Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!.. "Bayat ekmekleri kendisi istiyor." dedi fırıncı. "Çok fakir olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum." "Kim bu adam?" diye sordum. "Kore gazilerinden " dedi. "Oğluyla gelini bir trafik kazasında vefat edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşla." Fırıncının anlattıkları karşıs... Devamı